Aşk Mesajları Aşk Mesajları

GüzeL SözLer

Kayseri Fıkraları

001. Alışveriş
Yahudinin biri pazara topal eşeğini satmak için götürür. Fakat alıcıyı kandırsın diye eşeğin tırnağına bir çivi çakar. Eşeğe müşteri çıkar. Kayserili ayaktaki çiviyi görür. İçinden “Çiviyi çıkarırım, eşek düzelir…” der, parayı verir, eşeği alır. Yahudi ertesi gün sağda solda övünür: “Siz kayserililer ‘açıkgözüz’ diye övünürsünüz, eşek anadan doğma topaldı. O çiviyi ben çaktım, alıcıyı aldattım!..” Duyanlar eşeği alana koşup, anlatırlar. Kayserili elini dizine vurur: “Tüh yahu, verdiğim para sahte olmasaydı, bayağı kazıklanmıştım!..”

002. Pastırma
Adamın biri Kayserili’ye;
– Sizde eşek etinden pastırma yaparlarmış, doğru mu?
– Kayseri’ye gidecek misin?
– Yok, gitmeyeceğim!
– O halde merak etme!..

003. Boya
Adamın biri, Kayserili’ye “eşeğini boyayıp babasına satan Kayserili” fıkrasını anlattıktan sonra sormuş:
– Bir eşeği boyamak için kaç kilo boya gerek?
Adamı baştan ayağa süzen Kayserili:
– Senin boyundaki bir eşek için iki kilo yeter!..

004. Kayserili düsüncesi
Gözleri görmeyen, bekar ve fakir Kayserili’ye bir cin çıkagelmiş; “Benden bir şey dile yerine getireceğim…” demiş. Kayserili düşünmüş, gözlerini mi istesin, zenginlik mi istesin, evlenmek mi istesin. Sonunda cine “Oğlumu altınlarımı sayarken görmek istiyorum” demiş. (Aylin Soner)

005. Okuma-yazma
Askerde komutan okuma bilenlerin öne çıkmasını istemiş. Ortaya fırlayan bir tanesinden şüphelemiş. Tekrar sorunca, asker, “Okumam yazmam yok, ama Kayserili’yim…” demiş.

006. Ali okulu
Bölük komutanı “Ali Okulu”nu denetliyordu. Hasan’a sordu:
– Oğlum, dünya kaç parçadır?
– Beş parçadır komutanım.
– Say bakalım.
– Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
– Sen nerelisin?
– Kayserili’yim, komutanım.
– Şu haritada Kayseri’yi göster bakalım.
Hasan Kastamonu’yu işaret edince:
– Oğlum, orası Kastamonu.
– Kayseri’nin bir mahallesi sayılır, komutanım!..

007. Anahtar
Kayserili, Papa’nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan’a gitmiş. Papa’ya: “Bazı müslümanlar cehennemlik olduğu için, cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum…” demiş. Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin hristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş: “Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına…” Kayserili’nin elindeki fermanı gören hristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar… Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayserili’yi çağırtmış: “Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını!” Kayserili: “Ben cehennemi sattım. Geri almak için çok para gerekli…” demiş. Papa “Ne kadar?” diye sorunca, “Heybenin iki gözü dolusu altın.” Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş: “Doldurun bu Kayserili’nin heybesini altınla!..”

008. Ayna
Kayserili tıraş olacaktı. Berber “Buy’run” deyip döner koltuğu gösterince koltuğu çevirdi, sırtı aynaya gelecek şekilde oturdu. Berber şaşırdı: “Beyefendi, neden ters oturdunuz?” Kayserili, telaşsız: “Sabah sabah…” dedi, “Gayserili yüzü görmek istemem de!..”

009. Mühendis
Kayseri’nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor; eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor…. Köye gelmiş olan Amerikalı barış gönüllüsü ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar:
– Ne yapıyorsunuz böyle?
– Yol yapıyoruz.
– Bu eşek ne için?
– O, yolun mühendizi. Yola uygun geçeneği o gösterir.
Barış gönüllüsü katıla katıla güler:
– Ya eşek bulamasaydınız?
– İşte o zaman Amerika’dan mühendiz getirirdik!..

010. Kahraman
Temel’in bir gün Kayseri’ye gitmesi gerekmiş ve uçakla gitmeye karar vermiş. Uçak havalandıktan sonra, pilot “uçakta bir arıza olduğunu ve yüklerini azaltmaları gerektiğini” söylemiş. Bunun üzerine bütün bagajı atmışlar. Biraz daha gitmişler. Pilot “Yeterli olmadı, uçağın koltuklarını da atmalıyız…” demiş. Herkes ayağa kalkmış koltukları da atmışlar. Biraz sonra, yine pilot “O da yeterli olmadı; uçağın tabanını atmalıyız. Herkes tepede bir yerlere tutunsun…” demiş. Herkes tavanda bir şeye tutunmuş, uçağın tabanı sökülüp atılmış. Bir süre sonra yine pilot anonsa çıkmış, 30-40 kiloluk bir yük daha atmaları gerektiğini söylemiş. Fakat artık atacak bir şey kalmamış. Bunun üzerine birisinin kendisini feda etmesine ve aşağıya atlamasına karar vermişler. Tek problem kim atlayacak? Herkes ben atlayamam şu nedenden, ben atlayamam bu nedenden diye bahaneler bulmaya başlamış. Herkes Temel’i atlamaya ikna etmeye çalışıyormuş. Bunun üzerine Temel şöyle bir konuşma yapmış: “Arkadaşlar, burada atlaması gereken insan olarak ben kendimi görüyorum. Çünkü siz hepiniz Kayserilisiniz, hemşerisiniz, aranızdan birisinin atlamasına gönlünüz razı olmaz. Hepiniz memleketinize gidiyorsunuz, şimdi havaalanında sizi bekleyenleriniz vardır. Onun için ben kendimi feda ediyorum…” demiş. Bu konuşma üzerine çok duygulanan Kayserililer heyecana gelip hararetle Temel’i alkışlamaya başlamışlar ve uçak dağı geçmiş…

011. İş
Kayserili’ye “2 kere 2 kaç eder?” diye sormuşlar. “Alırken mi, satarken mi?” diye yanıtlamış. (Ö. Aytaç)

012. Bizim oralar
Biri Adanalı, diğeri Kayserili iki çiftçi sohbet ederken zenginlikleriyle övünmüşler: Adanalı: “Bizim or’da sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz.” Kayserili de hazır cevapmış: “Bizim de vardı öyle bir arabamız, geçenlerde satıp yeni modelini aldık!..” (Özlem Süleymanlıgil)

013. Patron
Uçakta sohbet eden kayserililerden biri öbürüne sorar:
– Amerika’da ne iş yapıyorsun?
– Fabrikalarım var. Peki sen ne iş yapıyorsun?
– 25 yıldır bir fabrikada çalışıyorum.
– Sen nasıl Kayserilisin? 25 yılda o fabrikanın sahibi olman lazımdı!..
– Çalıştığım fabrikanın sahibi de Kayserili!..

014. Bir Kayserili klasiği
Oğlu Kayserili’den para istiyor: “Baba 500 bin lira verir misin?” Kayserili: “400 bin mi dedin? Naapçan lan 300 bini, 200 bin neyine yetmiyor, al sana 100 bin yeter…” Kayserili çıkartıp 50 bin lira verir… Oğlu: “Eheh… Baba bana zaten 50 bin lazımdı…” Baba “Bak sen kerataya… Demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni!..”

015. Ticaret
Yahudi bir aile belki ticarette tuttururuz diye kalkıp cümbür cemaat Kayseri’ye yerleşmişler. Baba, “Şu kayserililerin kafası çalışıyor mu? Bi’ test edeyim.” demiş ve oğlunu çağırmış yanına;
– Al şu 50 kuruşu, git çarşıya, hem bize, hem tavuklara, hem de keçiye yiyecek bi’ şeyler al.
– Baba bu para sadece birimize yeter.
– Oğlum sen git, belki yeter…
Çocuk ilk gördüğü dükkana girmiş.
– Hem bize, hem tavuklara, hem keçiye yiyecek bi’ şeyler alacağım.
– Al evladım şu karpuzu, içini siz yiyin, çekirdeklerini tavuklar yer, kabuğunu da keçiye verirsiniz.
Deyip 25 kuruşluk karpuzu çocuğa 50 kuruşa itelemiş.

016. Pazarlık payı
Küçük Kayserili’ye hocası sormuş;
– Altı kere altı?
– Otuz dokuz.
– Otur, sıfır.
Arkadaşı sorar;
– Bildiğin halde neden otuz dokuz dedin?
– Pazarlık edecektim, anlamadı!..

017. İkram
Kayserili, hemşehrisinin dükkanına gitmiş sohbet için. Konuşma uzadıkça içecek bir şeyler beklentisi içinde olmuş, ama gelen giden yok. Sonunda kalkmış, tam giderken dükkan sahibi, “Çay kahve bi’ şeyler içseydin dostum…” der demez tekrar oturmuş ve sakin bir şekilde “Eh, peki…” demiş, “…yemekten önce çay içelim de, kahveyi yemekten sonra içeriz!..”

Bir Kaç Dakika Önce EkLenen içeriğimizi Görmek için Lütfen Yazıya TıkLayınız >>> Korkunç Fıkralar

Gelen aramalar: kayseri fıkraları,kayseride gunaydin mesajlari,kayserililerle ilgili sözler,kayseri fıkraları kısa,kayseri sözleri,kayserili fıkraları,kayseriyle ilgili ozlu sozler,kayserilifikralaridinle,kayserilifikralari,kayserili vatikan fıkralar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kategoriler

Benzer İçerikler

Hazır MesajLar