Aşk Mesajları Aşk Mesajları

GüzeL SözLer

Din Adamı Fıkraları

Dini Fıkralar sayfamızda din ile ilgili yazılmış en komik gülmekten kırılacağınız dini fıkraları okuyabilirsiniz. Buyrun Dini Fıkralar;

Müslüman Varmı Fıkrası;
Adamın biri kurban kesmesini bilmiyormuş.
Koyunu almış camiye gelmiş.
Elinde bıçak ile camiye girmiş; aranızda müslüman varmı? demiş.
Dedenin biri çıkmış ben müslümanım demiş.
Dede dışarıda kurbanı kesmiş.
Dede demiş ki oğlum ben kestim yoruldum sen camiden başka müslüman bul. demiş.
Adam kanlı bıçakla camiye girmişcemaat korkmuş.
ADAM: aranızda başka müslüman yokmu??? demiş.
Cemaat imama bakmış imamda “ne lan 2 rekat namaz kıldırdıysakmüslüman mı olduk…” demiş.

Etmessen Etme..
Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah a dua etmeye başlamış. – Allahım sen namazımı kabul et. Ağaçtaki adam: – Etmem, diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: – Allahım sen kıldığım namazı kabul et. – Etmem. Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: – Allahım sen namazımı kabul et, demiş. Ağaçtaki adam tekrar: – Etmem, deyince adam sinirlenmiş. – Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.

Hristiyan web sitesinde oylarla seçilen en komik fıkra
Köprüden geçmekte olan yobaz, bir adamın intihar etmek üzere olduğunu görür. Koşarak yanına gelir ve ‘Dur, sakın yapma’ der. Adam ‘neden’ deyince yobaz, ‘Yaşamak için birçok neden var’ karşılığını verir ve aralarında şu konuşma geçer:
– Dindar mısın?
– Evet.
– Ben de… Hıristiyan mısın Budist mi?
– Hıristiyan.
– Ben de… Katolik mi yoksa Protestan mısın?
– Protestan.
– Ben de… Episkopal mi yoksa Baptist misin?
– Baptist.
– Ooo, ben de… Tanrının Baptist Kilisesi’nin mi, yoksa İsa’nın Baptist Kilisesi’nin mi üyesisin?
– Tanrının Baptist Kilisesi’nin.
– Ben de… Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi mi, Tanrı’nın orijinal Baptist Kilisesi mi?
– Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi.
– Ben de… 1879 tarihli mi, yoksa 1915 tarihli reformdan yanasın?
– 1915.
Yobaz, ‘Vay kafir vay’ diyerek adamı köprüden aşağı iter!

Ben Pederim Ama

Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara ‘Father-Peder-Baba’ derler. Komünist rejim zamanında Rusya’dan zar zor kaçıp New York’a yeni gelen Salamon, metro’da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
‘Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?’
Papaz ‘Çünkü ben bir pederim’ demiş.
Salamon ‘Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?’ diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve ‘Beyim ben bir çok insanın pederiyim’ demiş.
Salamon ‘Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil’ diye cevap vermiş.
Papaz ‘Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım’ deyince Salamon gülmüş ve
‘Beyim’ demiş ‘Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim’

Elimden Geleni Yaptım
Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken Papaz’ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz’a gelmelerini söylerler.
Papaz onu Tanrı’nın koruyacağını söyler.
O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz’a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler vardır.Papaz’a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını sürdürür.
‘Tanrı beni korur’der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir Papaz’a gelmesini söylerler ama Papaz ‘Tanrı beni korur’demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer www.Nazlim.net tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır.Papaz’a gelmesini söylerler.Papaz yine
‘Tanrı beni korur.’der. Ve ölür.
Tanrı’! nın huzuruna çıkar.Tanrıya ‘Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.’der.
Tanrı da ‘asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.’der

Tecavüz
Manastırdan şehire gitmek üzere yaya olarak yola çıkan iki rahibe ormanlık bir alandan geçmek zorunda kalırlar..Ormanın derinliklerine ulaştıklarında,önlerine aniden iki serseri çıkar.Birkaç çırpınıştan sonra serseriler, rahibeleri halleder ve geldikleri gibi yine esrarengiz biçimde kaybolurlar.. Tekrar yola koyulan rahibelerden biri diğerine sorar:
– Kardeş,iki kez tecavüze uğradığımızı Rahip Efendiye söyleyecekmiyiz?….
Diğeri arkadaşına şaşkın şaşkın bakar:
– Ama bizi bir kez düzdüler..
– ayy..yoksa dönerken ayni yolu kullanmayacak mıyız..

Yırtık

Baş rahibe bir sabah manastırda butun rahibeleri toplar ve dün akşam manastırda olmaması gereken olaylar oldu der. Dün akşam manastıra erkek girdiğini söyler bütün rahibeler hhiiihh der fakat arka taraftan bulunan rahibe kikiki güler. Baş rahibe iççamaşırı falan bulunduğunu söyler. Bütün rahibeler yine hhiiihh yaparlar arkadakide yine sinsi gülmeye devam eder. Baş rahibe perzervatif bulundu der. Butun rahibeler arkadaki rahibe hariç hiihh der arkadaki rahibe kkıı kıkı gülmeye devam eder. Rahibe sözünü şöyle bitirir:
Fakat perzervatif yırtıktı der bu kez bütün rahibeler kkı kı güler ve arkadaki rahıbe hhiiiihh der.

Yarı yarıya

Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektaşi’yi görür görmez kadı:
“Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? ..” der.
“Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır” diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
“Bunun içine pamuk katarlar” Bektaşi:
“Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar…”

Farz

Nasreddin Hoca’nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da “sünnettir” diye ekmekle iyice sıyırırlarmış. Bu sırada odaya Hoca’nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca’yı memnun etmek için:
-Aman ne güzel çocuk…Adı ne bunun? diye sormuşlar.
Hoca:
-Adı Farzdır, demiş.
Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık.
Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?

Abdestsiz

Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.Ağaçta bulunan biri de onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra namazımın kabul olması için Allah’a dua etmeye başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.

Zil sesi

Kasabanın saygın papazı, bir akşam meyhaneye gider.Yemeğini erken şarabını da o kalabalık meyhanede yudumlamaktadır. Saatler sonra çişi gelir ve tuvalete gider. Çıktığında, meyhanedeki o kalabalık kah-kahalarla gülmekte ve birbirlerini dürtüp işaret parmaklarıyla papazı göstererek kahkahalarına devam etmektedirler. Buna anlam veremeyen papaz, meyhaneciyi çağırarak neler olduğunu sorar.
Meyhaneci der ki: “Papaz efendi bizim tuvalette pisuarın üstünde belden aşağısı bir kağıla kapanmış, üstü çırılçıplak bir kadın resmi vardır, zaten görmüşsünüzdür”
-Eeee, der papaz.
Meyhaneci: “İşte o kağıdı kaldırınca bizim bu tarafta bütün ziller çalar da ondan gülüyorlar”..

İmam, Papaz ve Haham

Bir imam, bir haham ve bir papaz ormanda geliyorlarmış. Bir gölün kenarına gelmişler. Hava sıcak mı sıcak. Bakmışlar çevrede de kimse yok, soyunup göle girmişler. Çıktıklarında bir bakmışlar ki kıyafetleri ortada yok. Aramışlar taramışlar ama bir türlü bulamamışlar. Sonunda haham “Benim evim ormanın içinde, biraz ileride. Benim eve gidelim, ben size giyecek bir şeyler veririm” deyince beraber ormanın içinde anadan üryan hahamın evine yürümeye başlamışlar. Tam eve yaklaştıkları sırada bir grup kadın belirmiş. Kaçacak biryerde yok. Papaz hemen şeyini kapatmış. Haham da hemen şeyini kapatmış iki eli ile. İmam ise yüzünü kapatmış. Kadınlar geçtikten sonra hahamla papaz imama neden şeyini kapamadığını sormuşlar. İmam “Sizi bilmem ama benim cemaatte beni yüzümden tanırlar, demiş.”

Sen ne işe yaradın

Bektaşi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektaşiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektaşimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?

İş iştir

Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu:
– Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri “George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!” dedi. Başka biri “Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !”, bir diğeri; “Jan Dark ! Fransayı kurtardı !” Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; “Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?” – Nasıralı İsa.
– Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını.
Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu.
– Öğretmenim, aslına bakarsanız bence dünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama…,iş iştir…

Kevser

İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.. Ders Kur’an-ı Kerim’dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:”Fatih” diye cevap verir.. Müfettiş : “Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım..”..cocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Mufettiş yine sorar..”İsmin ne çocuğum?”..çocuk cevap verir: “Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler ”

Tedbirli olmaya çalışıyor

Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
‘Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle’…der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; ‘Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?’ diye sorunca adam halsizce karşılık verir; ‘Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.’

Kafir

Neyzen Tevfik sivri dilliliği ve içmesiyle bilinen bir sofuymuş.Yine herzamanki mekanında arkadaşlarıyla içiyormuş Oradan geçmekte olan katı dindar bir başka sofu arkadaşı Neyzen’i görmüş.Söylene söylene yanına gelmiş ve şöyle demiş:
-Ah Neyzen! iyi adamsın hoş adamsında, birde şu kafiri içmesen
Neyzen sofuya bıyık altından gülerek:
-Sen hiç merak etme aziz dostum. Ben bu kafiri önce ehli müslim yapıyorum, sonra içiyorum

Oğlumu Kaybettim

Hz. isa bir gun yolda perishan bir adam rastlamIsh.. derdini anlamak icin sormus – neyin var diye.. adam, aman sorma demis… -oglumu kaybettim onu arIyorum… isa, -peki oglunun ne gibi ozellikleri varI diye somus…. adam, -ellerinde ve ayaklarInda civi delikleri vardI demis.. isa, shok olmus ve adama sarIlIp haykIrmIsh -baba…! adam da isa ya sarılmış…. -pinokyo…!

Güzel için oruç bozulurmu ?

Bektaşiye bir gün sormuşlar…
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar…
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin….

ne sıklıkta

Erenlerden birine sormuslar
-’ne sıklıkla oruç tutarsın?’
-’ooo’ demiş ‘her sene kesin oruç tutarım’
-’peki ne sıklıkla namaz kılarsın?’
-’ooo’ demiş ‘çok sık. her hafta namaz kılarım’
-’peki’ demişler ne sıklıkla alkol alırsın?’
-’ehh’ demiş ‘cok nadiren. akşamdaan akşama!’

Suç sende değil

Bektaşiler gene bir akşam iciyorlarmis. Havada sıcakmı sıcak yazın en sıcak ayı. Ekinlerin suya ihtiyaci var. İçerlerken arkadan birisi seslenmiş ” hocam ne olacak bizim tarlalarımızın hali? bizim için yağmur duasına çıksanda bize bereket yağdırsan”. demiş. Bektaşi ”tamam yarın içmeyelimde yağmur duasına çıkalım”demiş. sabahleyin erkenden bektaşi önde cemaati arkada giderken tarlaların yanına gelmişler. Bektaşi baslamış dua etmeye. Tam duanın ortasında”Allah’im bu tarla benim ”demiş duaya devam etmiş. Neyse duayı bitirdikten sonra herkes evlerine dağılmış. Bektaşininde arsası tam yolun yanındaymış yani çok kıymetliymiş. Bektaşide evine dönmüş. Akşam bir yağmur baslamış, ortalığı sel götüruyor durdurak bilmiyor. Bektaşinin arsasını sel almış götürmüş. Sabahleyin bektaşi yağmurun sevinciyle koşa koşa geliyor birde bakıyorki arsa yok!!! Bektaşi çok sinirlenmiş ellerini havaya kaldırmış ”Yok Allahm suç sende değil, sana o arsanın yerini söyleyen pezevenkte”demiş.

Sen en iyisini bilirsin

Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah’ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.

Vaaz

Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , “Güzeldi yavrum ama bazı hataların var.”
1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın.
2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin.
3)En önemlisi de İsa Tanrı’nın oğlu sütçünün çocuğu değil.

Cehennem

Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail “Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?” diye sorar. “Fark nedir?” diye sorarlar. Azrail “Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz” der. Üç tanesi “biz Türk doğduk, Türk ölürüz” der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: “Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?” “Oğlum oğlum” derler “Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!”

Yalansa

Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
– Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
– Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki… Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış :
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.

Elimden Geleni Yaptım

Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken Papaz’ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz’a gelmelerini söylerler.
Papaz onu Tanrı’nın koruyacağını söyler.
O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz’a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler vardır.Papaz’a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını sürdürür.
‘Tanrı beni korur’der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir Papaz’a gelmesini söylerler ama Papaz ‘Tanrı beni korur’demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır.Papaz’a gelmesini söylerler.Papaz yine
‘Tanrı beni korur.’der. Ve ölür.
Tanrı’! nın huzuruna çıkar.Tanrıya ‘Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.’der.
Tanrı da ‘asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.’der

ORUÇ

Ataist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş ‘Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam “ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
“Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?”demiş.
Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilirmisin.” demiş
SES: peki ” diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış;
“ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere…

Mucizeler

Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis.
“Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum” demit Müslüman.”Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah ‘a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim.
Hristiyan , “Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri ‘ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim.”
Yahudi anlatmaya baslamis. “New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda “Sali” oldu.

BEN DE PEDERİM AMA

Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara ‘Father-Peder-Baba’ derler. Komünist rejim zamanında Rusya’dan zar zor kaçıp New York’a yeni gelen Salamon, metro’da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
‘Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?’
Papaz ‘Çünkü ben bir pederim’ demiş.
Salamon ‘Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?’ diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve ‘Beyim ben bir çok insanın pederiyim’ demiş.
Salamon ‘Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil’ diye cevap vermiş.
Papaz ‘Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım’ deyince Salamon gülmüş ve
‘Beyim’ demiş ‘Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim’

MANASTIR HAYATI

Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış.
Birincisi ‘Kızlar’ demiş ‘Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum’.
Diğerleri ‘Peki ne yaptın?’ diye sorunca ilk rahibe ‘Hiiç’ demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım’
İkinci rahibe anlatmaya başlamış ‘Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü prezervatif buldum’
İlk rahibe sormuş ‘Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde’
İkinci rahibe ‘Yok canım’ demiş ‘Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum’
Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..

BİTSİN BU DAVA

Bektaşi’nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar… Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor… Komşusu Yahudi’nin bir sürü keçisi varmış…Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor… Ama çaktırmadığını sanan kendisi… Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu… Diyor ki kendi kendine, “Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi’nin nesi var ki, ondan alıp bana versin… Biz artık Allah’ın huzurunda hesaplaşırız… Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah’ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi’den… Mahkeme kuruluyor..
Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi’ye…
-Kesmedim, diyor Bektaşi…
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi..
-Allahım, diyor Bektaşi… Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini…
-Allahım, diyor Bektaşi…Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz…
-Gene haklısın, diyor Allah… O zaman getirin keçiyi ona soralım…
-Ne!… diyor Bektaşi… Keçi burada mı?…Ver onu o zaman bu Yahudi’ye…Bitsin bu dava..

Alacaklı

İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde, telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye seslenir.
– Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir parcacik muslumanlik !!!

KENDİNDE OLMAYANI

Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış :
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı’dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?, demiş
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.

Peşin Namaz

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya…
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam… Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza…
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

Trafik

Papazın biri bisiklet kullanırken polis bunu durdurmuş.
-Ehliyet ve ruhsat lütfen
papaz -ehliyetim yok ama cebimde incilim, sağ omuzumda isa, sol omuzumda iyi melek var demiş.
polis -hem ehliyetin yok hemde bisiklete üç kişi biniyorsun demiş

Papaz ile Zangoç

Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
“Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”
Zangoç’ta derin bir sessizlik…
lyice köpürmüş Papaz:
“Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?”
“Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!”
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun…” Zangoç bıyık atından gülmüş; “İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız…” Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
“Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?” Papaz kendi kendine söylenmiş:
“Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.”

Bir Kaç Dakika Önce EkLenen içeriğimizi Görmek için Lütfen Yazıya TıkLayınız >>> Ofis Ve iş Fıkraları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kategoriler

Benzer İçerikler

Hazır MesajLar